Beşiktaş biz çocukken dayımların mahallesiydi. Hafta sonu, bayram ve tatillerde bizim mahalle olurdu.
“çArşı’ya karŞı” yazısını okumaya devam etAuthor: admin
Bana ne iktidar olmayacağım
Ne gerek vardı bütün bunlara? Bu dünya olmasaydı. Neden doğrudan cennette doğmadın? Envai çeşit kurgular kurabilirsin.
“Bana ne iktidar olmayacağım” yazısını okumaya devam etYarınsız Eylem
Yazın ortasındayız. Yaşam sıcaktan kaçıyor; kısa olan günlerden, uzun geceye doğru yayılabildiği kadar yayılıyor. Eskiden de böyleydi. Bulutsuz gökte ay, aydınlatırdı yeryüzünü; hem de bir de dolunaysa. Şimdi elektrik ne güneşi ne ayı aratıyor.
“Yarınsız Eylem” yazısını okumaya devam et‘Kazan kazan’ kalktı
Ahlak, sağlık, devlet, millet, kamu, düzen, güvenlik, faşist, sosyalist, bunalım, devrim gibi kavramlar bir topluluk gerçeğinin saptanmasıyla ortaya çıkar.
“‘Kazan kazan’ kalktı” yazısını okumaya devam etİmam-ı Azam’ın çözümü
Ebu Hanife diye bilinen Numan bin Sabit’e, biz Hanefiler İmamı Azam deriz.
“İmam-ı Azam’ın çözümü” yazısını okumaya devam etHemen barajsız seçim
Türkiye’de son demokratik seçimler, 2002 yılında yapıldı. Ancak sonuçları demokratik olarak değerlendirilmedi. Mevcut çarpık seçim değerlendirme düzenine göre bile bir partinin daha meclise girmesi kanuni gereklilikti. Hülasa küçük bir azınlık partisine demokrasi dışı bir uygulamayla neredeyse mutlak yasama ve yürütme yetkisi tanındı. Bu parti, bununla da yetinmedi, çekinmeden anayasa ve yasalara aykırı uygulamalar yapabildi. Cumhurbaşkanı ve yargı bir ölçüde denetlese bile söz konusu parti dokunulmazlıklarını, gayri-nizami güç oyunu yöntemlerini ve adeta Türkiye’yi geriletmek ister gibi davranan AB ve ABD’nin tam desteğini kullanarak ısrarcı davrandı.
“Hemen barajsız seçim” yazısını okumaya devam etUslanmayanın hakkı
Cumhuriyet mitingleri nushdu. Nushdan altı yıl sonra Haziranda millet hükümete protesto çekti. Sonraki evre için bir altı yıl beklenmeyeceği görülüyor. Tekdir edilenin bu tekdirle uslanması için -millet hakkını yemez uslanmayanın- pek de zamanının kalmadığını anladığımda, ağır edebi bir stilde üç yıl önce yazmış olduğum bir yazıyı hatırladım. Olduğu gibi aktarıyorum:
“Uslanmayanın hakkı” yazısını okumaya devam etGezi Parkı’nın ötesinde
Parlemento, yalnızca AK Parti politikalarına göre yasama ve denetleme yapıyor. Hükümet, ödünsüz AK Parti politikasını yürütüyor. Başta Cumhurbaşkanı ve Anayasa Mahkemesi Başkanı olmak üzere tarafsız olması gereken başkanların tümü, AK Parti politikasını icra ediyor. Tarafsız olması gereken kolluk güçleri ve mahkemeler ne olursa olsun AK Parti’nin taleplerine uygun hareket ediyor. Türkiye’nin içişlerine karışmakta beis görmeyen ecnebilerin tümü AK Parti’yle uyumlu biçimde faaldir. Medya, “aşırı” ya da “marjinal” diye nitelendirilen ve sürekli her türlü baskı ve engellemeye maruz kalan birkaç tanesi dışında kesintisiz AK Parti propagandasını yapıyor.
“Gezi Parkı’nın ötesinde” yazısını okumaya devam etSermayeciliğin bahar, standart ve kabusları
Sermaye dinamiğinin temel denklemine bakarak toplam sermayenin ve buna bağlı olarak dünya ekonomisinin gelişiminden birbirini izleyen ve yinelenen üç dönem saptıyorum; rant dönemi ki buna sermayeciliğin baharı denebilir, istikrar dönemi ki sermayeciliğin standart olduğu dönemdir ve bunalım dönemi ki buna sermayeciliğin kabusu denebilir.
18. yüzyıldan bu yana, sermayenin liberal, Keynesyen ve neoliberal olmak üzere üç aşamada geliştiğini ortaya koyup bu aşamaların her birinde üç döneme karşılık gelen bahar, standart ve kabusların yaşandığını gösteriyorum. Her aşama, önce bir rant dönemiyle başlıyor. Bununla birlikte iktisadi düşünme yeniden biçimleniyor. Bu yeni iktisadi düşünmeye uygun olarak sermayeleşme standartlaşarak sürüyor. Standartlaşmayı sağlayan iktisadi düşünme sermaye dinamiğinin temeliyle uyumlu olmadığından bir süre sonra kabus başlıyor. Daha önceki dönemlerde oluşmuş olan olanaklar yeniden değerlendirildiğinde kabus döneminden çıkılıp yeni bir rant dönemine giriliyor.
Liberal ve Keynesyen aşamalarda her üç alt evreyi de yaşadık. Şimdilerde neoliberalizmin son evresine, kabusuna doğru hızla yaklaşıyoruz.
İlk bölümde sermaye dinamiğinin temelini çözümleyip üç dönemi tanımlıyorum. İzleyen bölümlerde sırasıyla liberal, Keynesyen ve neoliberal aşamalarda toplam sermayenin ve buna bağlı olarak iktisadi düşünmenin gelişimini irdeliyorum. “Sermayeciliğin bahar, standart ve kabusları” yazısını okumaya devam et
Birinci köprü yayalaştırılsın
Tüm vehimleri aşıp gür sesle hep birlikte söylenen bir özgürlük türküsü olarak yayılan direniş, hepimizin duygularını bir bir saklandıkları yerlerden çıkarttı ortaya. Bana da esinler verdi.
“Birinci köprü yayalaştırılsın” yazısını okumaya devam et