Türkiye’de Aklın Durumu

Bu soruna daha önce Aklın Kuşku Hali’nde parmak basmıştım. Şimdi “görü” desem kim ne anlayacak? Günlük hayatta kullanımı yoktur. İçeriksiz, soğuk, katı ussallıkla kullanılan bir kavram gibi gelir insana. Ya “sezi” ya da “sezgi” desem ne anlaşılır? “Sezi” şimdi burada olmayan bir şeyin var olduğunu hissetmektir. Anlatacağımı her ikisi de karşılamaz. En iyisi özneye vurguyla “içseyrediş” nesneye vurguyla “içseyrediliş” diye adlandırdığımı tane tane anlatayım.

“Türkiye’de Aklın Durumu” yazısını okumaya devam et

İnsan türü

Türlerin o türün her bireyinde bulunan türsel özellikleriyle kavranmasının, türlerin varlıklarını nasıl sürdürdüklerini ve evrimi anlarken yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Kanımca bireylerin tümünde bulunan özelliklerin yanı sıra düzenli biçimdeki tür içi çeşitlilik, türlerin varlıklarını sürdürmelerini ve evrimi belirleyicidir.

“İnsan türü” yazısını okumaya devam et

21. Yüzyılda Atatürk

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebeveynlerinin verdiği ad yalnızca Mustafa’dır. Diğer üçünü, hak ederek yaşamı içinde kazanmıştır. Bunları, öyle kendi kendiyle böbürlenme olarak dayatmamıştır, yaptıklarına karşılık geldiğinden ona uygun bulunmuştur. Paşa, Atamızdır. Hiç bir değerlendirme bu gerçeği bırakın silmeyi, gölgeleyemez.

“21. Yüzyılda Atatürk” yazısını okumaya devam et

Enflasyonist Türkiye Ekonomisi

Ekonomiye yeni mali kaynak girdiğinde ya ek mal ve hizmet alınır ki bu büyümedir ya da önceden alınan mal ve hizmetlere daha fazla ödeme yapılır ki bu enflasyondur. Enflasyon, büyümeye gitmemiş, israf edilmiş mali kaynaktır. Mali kaynak yabancı para cinsindense fiyat artışları, ithalat ile baskılanır, enflasyona gidecek olan bölümün bir parçası ek ithalata gider. Türkiye’nin ne dışarıdan mali kaynak bulma ne de içeride mali kaynak oluşturma sorunu vardır. Sorun, bu kaynakların büyümeye değil ya enflasyona ya ithalata gitmesidir.

“Enflasyonist Türkiye Ekonomisi” yazısını okumaya devam et

Seçim ve ekonomik kriz

Ekonominin çok konuşulacağı bir döneme girdik. Alım gücümüz hissedilir biçimde düşüyor. “Ayın sonunu getirme” kaygısı duyuluyor ya da kredi kartında borç birikiyor. Varlıklarımızın değerleri düşüyor. Yabancı mallar ve girdiler pahalılaştığından, teknolojiye ve dünyaya uzaklaşıyoruz. Olumsuz ekonomik değişimi üzerimizde hissediyoruz. Daha önce sıkıntıya düştüğümüzde çözüm olan ne varsa ham hayale dönüşüyor. Artık bol bol ekonomiyi konuşacağız ama ekonomiyi inceleyen bilim olarak iktisadı hem düzgün biçimde kullanmayacağız hem de pek konuşmayacağız. İktisat denizinden bir iki damlacıkla da olsa biraz iktisattan bahsedeyim.

“Seçim ve ekonomik kriz” yazısını okumaya devam et