Ne oldu şimdi

Cumartesi günü, Muharrem İnce’nin Maltepe Mitingine gittim. Bir daha yarım milyonun üzerinde insanı bir arada ne zaman göreceğim, aralarına ne zaman karışacağım? İnsan ayrılırken, uzağa giderken helallik ister; Muharrem İnce helallik istedi. Ülkemin Kaçan Gönenci‘nde gösteri siyaset dediğimiz siyasete ancak bu kadar katılabildik. Gerisi ayarlandı.

“Ne oldu şimdi” yazısını okumaya devam et

Toplumsal Sermaye, Büyüme ve Eğitim

Ponzetto ve Troiano (2018) toplumsal sermayeyi malumatın toplumsal yayılma oranı (İng. the rate of social diffusion of information) diye tanımlıyor. Toplumsal sermayenin iktidardaki siyasetçilerin toplumsal gönenci düşürme pahasına sonuçları uzun dönemde görülebilecek yaptırımlardan kaçınıp kısa dönemde sonuç alan yatırımlara yönelmesini azalttığını ortaya koyuyorlar.

“Toplumsal Sermaye, Büyüme ve Eğitim” yazısını okumaya devam et

Emeksiz, Sermayesiz Kazanç

Üretime yalnızca ham madde, ara malları ile emeği satın alan ve üretim araçlarını kiralayan girişimcinin gerçekleştirdiği biçiminde yaklaşılabilir. Bu yaklaşımla katma değer ücret ve kira ödemelerinin toplamından farklılaşıyorsa fark girişimciye kalır. Loukas ve Neiman (2018) emek ödemeleriyle üretim araçlarının kiralarının toplamını katma değerden çıkarttıklarında beliren farkı, “faktörsüz gelir” olarak adlandırıp A.B.D. ekonomisinde faktörsüz gelirin 1960’dan sonraki gelişimini irdeliyor.

“Emeksiz, Sermayesiz Kazanç” yazısını okumaya devam et

Aceleye Ne Gerek Var

Annemin babası, dedem rahmetli Sami Usta tornacıydı. Hasköy’de Haliç’in kıyısında iki katlı, çok yüksek tavanlı, iç alanı geniş olan bir binadaydı torna tezgahları. 1970’lerde, ben daha çocukken gittiydim bir iki kere. “Ne olsa yaparım”cı cinsinden değildi dedem. Uzmanlaşmıştı. Mermer kesme makinaları üretirdi. Arka sokaktaki kahvesinde gazetesini okurken ve tavla oynarken hatırlıyorum dedemi. Kralı gibiydi o anki dünyamın. Geçenlerde Balat’ta, bir binanın üst katında, Haliç’e bakan geniş pencereden ayna gibi karşımda buldum o binayı. Yağmurlu bir gündü.

“Aceleye Ne Gerek Var” yazısını okumaya devam et

Avrupa’nın gevşeyen kaldıracı

Öniş ve Kutlay (2017) Avrupa’nın çevresini dönüştürücü gücünün zayıfladığını, bunda itici etmenler olarak gördükleri Avrupa içindeki gelişmeler kadar çekici etmenler olarak gördükleri dünyanın geri kalanındaki gelişmelerin de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Literatürde şimdiye kadar çekici etmenlerin işlenmediğini belirtiyor. Geliştirdikleri kuramsal çerçevenin Türkiye ve Macaristan’ın 21. yüzyılda şimdiye kadarki gelişimlerine uyduğunu gösteriyor.

“Avrupa’nın gevşeyen kaldıracı” yazısını okumaya devam et

Batakhane mi, gönençli toplum mu

Türkiye’nin ekonomisine baktığımızda tekrar tekrar aynı şeyleri yaşadığımız görülüyor. Önce atılım için bir hamle yapıyoruz, umutla başlıyoruz. Umutlar, yirmi yılda karabasana dönüşüyor. Sonra sert bir kırılma yaşanıyor ve yeni bir atılıma geçiyoruz. Bu da bizim ekonomik büyüklük olarak potansiyelimizin çok ama çok altında kalmamıza yol açıyor. Kısa hayatım boyunca bu yirmi yıllık cebelleşmenin üç tanesini gördüm, dördüncüsünün sonuna yaklaşıyoruz. Bunu sayılarla, olgularla bilimsel olarak saptamak mümkün mü? Evet. Hem çözüm önerileri geliştirmeye temel olacak hem de anlaşılabilecek biçimde anlatmak mümkün mü? Evet. Yeni çıkan kitabım olanÜlkemin Kaçan Gönencinde yaptığım bu. Nasıl mı? Kısaca anlatayım.

“Batakhane mi, gönençli toplum mu” yazısını okumaya devam et